🦉 İngilizce 3000
Seviye B2

Phrasal Verbs (Deyimsel Fiiller)

Fiillerin edatlarla birleşerek kazandığı yeni anlamları öğrenin.

Phrasal Verbs (Deyimsel Fiiller)

Fiillerin edatlarla birleşerek kazandığı yepyeni ve sihirli anlamları keşfedin!

Merhaba Sevgili İngilizce Öğrenicisi! İngilizce 3000 ailemize hoş geldin! Bugün İngilizce öğrenirken karşına çıkacak en eğlenceli, en dinamik ama bir o kadar da "Bu neymiş böyle?" dedirtebilecek bir konuyu ele alıyoruz: Phrasal Verbs (Deyimsel Fiiller).

Gözün hiç korkmasın! Bu konuyu senin için adım adım, bol bol örnekle ve en samimi anlatımla su gibi akıcı hale getireceğiz. Hazırsan, kahveni al ve bu harika dil yolculuğuna başlayalım! ☕✨


1. Phrasal Verb Nedir? (İşin Mantığı)

İngilizcede tek başına bir anlamı olan fiiller, yanlarına bir edat (preposition) veya zarf (adverb) aldıklarında tamamen değişip bambaşka bir anlama bürünebilirler. İşte bu iki (bazen üç) kelimelik sihirli birleşmelere Phrasal Verb diyoruz.

Bunu Türkçedeki deyimleşmiş birleşik fiillere benzetebilirsin. Örneğin: * "Göz" tek başına bir organdır. "Yummak" ise kapatmaktır. Ama "Göz yummak" dediğimizde anlam "görmezden gelmek" olur. * İşte İngilizcedeki mantık da tam olarak budur!

Küçük Bir Sihir Örneği: * Look: Bakmak 👀 * Look after: Birine bakmak, göz kulak olmak/bakıcılık yapmak (Anlam tamamen değişti!) * Look for: Aramak (Kayıp bir anahtarı veya bir adresi aramak gibi) * Look up: Sözlükte veya internette bir bilgiyi aramak


2. En Sık Karşılaşacağın 12 Phrasal Verb ve Canlı Örnekler

Günlük hayatta, dizilerde, şarkılarda ve iş dünyasında en çok duyacağın Phrasal Verb'leri senin için derledik. Bunları mutlaka not defterine ekle!

1. Look after (Birine/Bir şeye bakmak, göz kulak olmak)

  • Can you look after my cat this weekend?
    • (Bu hafta sonu kedime göz kulak olabilir misin?)
  • She looks after her elderly grandmother.
    • (O, yaşlı büyükannesine bakıyor.)

2. Give up (Vazgeçmek, pes etmek, bir alışkanlığı bırakmak)

  • Never give up on your dreams!
    • (Hayallerinden asla vazgeçme!)
  • I gave up drinking soda for my health.
    • (Sağlığım için asitli içecekleri bıraktım.)

3. Find out (Öğrenmek, gerçeği ortaya çıkarmak, keşfetmek)

  • How did you find out about the party?
    • (Partiyi nasıl öğrendin/haber aldın?)
  • We need to find out the truth.
    • (Gerçeği öğrenmemiz gerekiyor.)

4. Run out of (Bir şeyin tükenmesi, bitmesi)

  • Oh no! We have run out of coffee.
    • (Olamaz! Kahvemiz bitti.)
  • I am running out of patience!
    • (Sabrım tükeniyor!)

5. Turn down (Bir teklifi, daveti reddetmek veya sesini kısmak)

  • Why did you turn down the job offer?
    • (İş teklifini neden reddettin?)
  • Please turn down the music; it's too loud.
    • (Lütfen müziğin sesini kıs; çok yüksek.)

6. Set up (Kurmak - şirket, sistem, çadır vb.)

  • They want to set up a new business in London.
    • (Londra’da yeni bir iş/şirket kurmak istiyorlar.)
  • Can you help me set up this tent?
    • (Bu çadırı kurmama yardım edebilir misin?)

7. Put off (Ertelemek)

  • Don't put off until tomorrow what you can do today.
    • (Bugün yapabileceğin şeyi yarına erteleme.)
  • They put off the meeting because of the storm.
    • (Fırtına nedeniyle toplantıyı ertelediler.)

8. Look for (Aramak - nesne, kişi, fırsat vb.)

  • I am looking for my keys. Have you seen them?
    • (Anahtarlarımı arıyorum. Onları gördün mü?)
  • She is looking for a new job.
    • (Yeni bir iş arıyor.)

9. Get along with (Biriyle iyi geçinmek, iyi anlaşmak)

  • Do you get along with your colleagues?
    • (Meslektaşlarınla iyi anlaşıyor musun?)
  • I get along very well with my brother.
    • (Erkek kardeşimle çok iyi geçinirim.)

10. Call off (İptal etmek - toplantı, maç, düğün vb.)

  • They had to call off the football match due to heavy rain.
    • (Yoğun yağmur nedeniyle futbol maçını iptal etmek zorunda kaldılar.)
  • The boss called off today's meeting.
    • (Patron bugünkü toplantıyı iptal etti.)

11. Wake up / Get up (Uyanmak / Yataktan kalkmak)

Dikkat: Bu ikisi çok karıştırılır! Wake up gözünü açmaktır, Get up ise fiziksel olarak yataktan kalkmaktır. * I wake up at 7 AM, but I get up at 7:15 AM. * (Sabah 7'de uyanırım ama 7:15'te yataktan kalkarım.)

12. Take off (Uçağın havalanması veya kıyafetini çıkarmak)

  • The plane is about to take off.
    • (Uçak havalanmak üzere.)
  • Please take off your shoes at the door.
    • (Lütfen kapıda ayakkabılarınızı çıkarın.)

3. Ayrılabilen ve Ayrılamayan (Separable & Inseparable) Nedir?

İşte öğrencilerin en çok kafasını karıştıran ama aslında mantığı çok basit olan o bölüm! Phrasal Verb'leri iki gruba ayırıyoruz:

A) Ayrılabilen (Separable) Phrasal Verbs

Bu fiillerde, nesneyi (yani etkilenen şeyi) fiil ile edatın arasına koyabilirsin ya da en sona bırakabilirsin. İkisi de tamamen doğrudur!

Phrasal Verb Nesne Sonda (Doğru) Nesne Ortada (Doğru)
Turn on (Açmak) Turn on the TV. (Televizyonu aç.) Turn the TV on. (Televizyonu aç.)
Put on (Giymek) Put on your coat. (Montunu giy.) Put your coat on. (Montunu giy.)

🚨 ÇOK ÖNEMLİ ALTIN KURAL: Eğer nesne yerine bir zamir (it, them, me, him, her, us) kullanıyorsan, bu zamir HER ZAMAN araya girmek zorundadır! Sonda kullanılamaz.

  • Turn it on. (Doğru! ✔️)
  • Turn on it. (YALNIŞ! ❌)
  • Put them on. (Doğru! ✔️)
  • Put on them. (YALNIŞ! ❌)

B) Ayrılamayan (Inseparable) Phrasal Verbs

Bu fiiller ise çok sadıktır, aralarına hiçbir şeyin girmesine izin vermezler! Nesne her zaman en sonda yer alır.

  • I am looking for my dog. (Köpeğimi arıyorum. - Doğru ✔️)
  • I am looking my dog for. (YALNIŞ! ❌)
  • She looks after them. (Onlara göz kulak oluyor. - Doğru ✔️)
  • She looks them after. (YALNIŞ! ❌)

4. Sık Yapılan Hatalar (Common Mistakes)

Öğrenirken hata yapmak harikadır, çünkü en iyi hata yaparak öğreniriz! İşte bu konuda en çok yapılan 3 popüler hata:

Hata 1: Kelimesi kelimesine (motto-motto) çeviri yapmak 🤦‍♂️

  • Yanlış Düşünce: "Give" vermek demek, "up" yukarı demek. O zaman "Give up" yukarı vermek demektir.
  • Doğru Bilgi: Hayır! Kelimeleri tek tek çevirme. "Give up" bir bütündür ve "vazgeçmek" demektir.

Hata 2: Zamirleri yanlış yere koymak 📍

  • Yanlış: Can you wake up me at 8?
  • Doğru: Can you wake me up at 8? ✔️ (Beni saat 8'de uyandırabilir misin?)

Hata 3: Geçmiş zamanda sadece edatı değiştirmek ⏳

Phrasal Verb'leri geçmiş zamana (Past Tense) uyarlarken, edata dokunulmaz. Sadece ana fiil çekimlenir. * Yanlış: He give upped smoking. ❌ * Doğru: He gave up smoking. ✔️ (Sigarayı bıraktı. - "Give" düzensiz fiil olduğu için "gave" oldu, "up" aynen kaldı.)


5. Öğretmenden Harika İpuçları (Teacher's Tips)

💡 İpucu 1: Listeleri Ezberleme, Hikayeleştir! Sözlükten yüzlerce Phrasal Verb'ü alt alta ezberlemeye çalışmak beynini yorar. Bunun yerine, onları gruplayarak öğren. Örneğin bugün sadece "Get" ile yapılanları (get up, get along, get in, get off) öğren ve onlarla ilgili kısa bir hikaye yaz.

💡 İpucu 2: Dizileri Altyazılı İzle! Günlük konuşma dilinin %80'i Phrasal Verb'lerden oluşur. Bir Amerikan dizisinde "Call off the wedding!" (Düğünü iptal et!) cümlesini duyduğunda bunu hemen not et. Kulak dolgunluğu en büyük silahındır!


6. Günlük Hayattan Canlı Senaryolar ve Diyaloglar

Gel şimdi bu öğrendiklerimizi gerçek hayatta nasıl kullanacağımıza birlikte bakalım.

Senaryo A: Ofiste Telaşlı Bir Sabah (İş Hayatı)

  • Ayşe: Oh no! We have run out of paper for the copier. (Olamaz! Fotokopi makinesi için kağıdımız bitti.)
  • John: Don't worry. I can go and look for some in the storage room. (Endişelenme. Gidip depoda biraz arayabilirim.)
  • Ayşe: Thanks, John! Also, the manager called off the 10 o'clock meeting. (Teşekkürler John! Ayrıca, müdür saat 10'daki toplantıyı iptal etti.)
  • John: Great! Now I can focus on setting up the new software. (Harika! Şimdi yeni yazılımı kurmaya odaklanabilirim.)

Senaryo B: Hafta Sonu Planı (Arkadaşlar Arasında)

  • Can: Do you want to go to the concert tonight? (Bu gece konsere gitmek ister misin?)
  • Leo: I had to turn down their offer because I am very tired. I just want to look after my plants and sleep. (Çok yorgun olduğum için tekliflerini reddetmek zorunda kaldım. Sadece bitkilerime bakmak ve uyumak istiyorum.)
  • Can: Come on! Don't put off having fun. You will find out how amazing the band is! (Hadi ama! Eğlenmeyi erteleme. Grubun ne kadar harika olduğunu göreceksin/keşfedeceksin!)
  • Leo: Okay, okay... You win! Let me put on my shoes and we can go. (Tamam, tamam... Sen kazandın! Ayakkabılarımı giyeyim de gidelim.)

İşte bu kadar! Gördüğün gibi Phrasal Verbs aslında İngilizcenin en renkli ve keyifli konularından biri. Kendine zaman tanı, bol bol pratik yap ve İngilizce 3000 uygulamasındaki günlük egzersizleri çözmeyi unutma. Sen bu işi kesinlikle başaracaksın! 🚀🌟

✍️ İnteraktif Alıştırma Testi

Soru 1 / 20
Yükleniyor...

Phrasal Verbs (Deyimsel Fiiller) Konusunu Pekiştirmek İster misin?

İngilizce 3000 mobil uygulamasını hemen ücretsiz indir, 3.000 akıllı kelime kartı, yapay zekâ metin tarama ve internetsiz çalışma ile hemen öğrenmeye başla!

📱 Google Play Store'dan İndir